SIRLARIN BİRİNCİSİ - Bismillahirrahmânirrahîm

Moderatör: Bru-x

Kullanıcı avatarı
Yönetici
Site Yöneticisi
Mesajlar: 599
Kayıt: 31 Eki 2007, 14:25
Yaşadığınız İl: 6 Ankara
Burcunuz: Akrep Burcu: 23 Ekim-21 Kasım
Cinsiyetiniz: Erkek
Teşekkür etti: 16 kez
Teşekkür edildi: 63 kez
İletişim:

SIRLARIN BİRİNCİSİ - Bismillahirrahmânirrahîm

Okunmamış mesaj gönderen Yönetici » 30 Nis 2010, 13:49

“Bismillahirrahmânirrahîm” yukarıdan nüzul ile semere-i kâinat ve âlemin nüsha-i musağğarası olan insana ucu dayanıyor.

Ferşi arşa bağlar. İnsanî arşa çıkmağa bir yol olur.” Sözler BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ ‘Besmelenin Sırlarını’ açıklarken, Birinci Sır’da, gözlerden kaçan çok önemli bir inceliğe dikkat çeker. O da Besmele’de yer alan, Allah, Rahmân ve Rahîm isimlerinin hem mânâları, hem de diziliş sıralarıyla ortaya koydukları ince ve derin sır.

Allah ismi, bütün İlâhî isimleri ve sıfatları içine almaktadır. Rahmân, “bütün canlılara merhamet ederek onların rızıklarını veren ve her türlü ihtiyaçlarını gören,” mânâsına gelir. Rahîm ise, “Allah’ın, mü’minleri lütfuyla cennete, kâfirleri adliyle cehenneme koymasını” ifade eder.

“Yukarıdan nüzul ile” ifadesini, insana göre yukarı olan sema tabakaları ve topyekûn varlık âlemi şeklinde anlamamız gerekir. Yani, Allah, “arşı ve kürsisiyle, âlem-i misali ve levh-i mahfuzuyla, semasıyla, arzıyla, cennet ve cehennemiyle” bütün âlemleri yaratmış, tanzim etmiştir ve bütün sıfat ve isimleriyle onlardaki tasarrufunu ve tecellisini devam ettirmektedir.

Allah ismi, bizi bütün âlemlerdeki isim ve sıfat tecellilerinde gezdirirken, Rahmân ismi, nazarımızı arza, yeryüzüne indirir. Rahîm ismi ise, yeryüzündeki canlılar içerisinde imtihana tâbi tutulan ve böylece cennet yahut cehenneme aday olan insan türüne dikkatimizi çeker.

İşte, ‘nüzul’ kelimesi bu mânâları ders verir.

Besmelede ders verilen İlâhî tasarruf ve icraat sırası, bu tecellilerin düşünülmesinde değişiklik gösterir. Tefekkür en son isimden başlar ve ilk isme doğru ilerler. Yani, insan bu İlâhî icraatları ve onlardaki rahmet tecellilerini düşünürken, tefekkürüne önce kendi nefsinden başlayacak, Rahîm isminin kendi varlığındaki rahmet cilvelerine nazar edecektir.

İnsan mahiyeti o şekilde takdir edilmiştir ki, ondaki istidat ve kabiliyetler ebedî bir âlemi meyve vermektedir.

Cennet ve cehennemim çekirdeği insan mahiyetidir.

Teklifi kabul eden, emir ve yasaklara muhatap olan insan mahiyetidir.

Organların birbiriyle ilgilerinden, ruhtaki hislerin ve duyguların yardımlaşmalarına kadar her şeyin Allah’ın rahmetiyle gerçekleştiğinin şuurunda olan, işte bu insan mahiyetidir.

Kendini böylece değerlendiren insan, daha sonra tefekkürünü geniş dairelere yönlendirir. Çevresini kuşatan hayvanlar ve bitkiler âlemindeki İlâhî rahmet ve inayetlere nazar eder.

Yer küresindeki bu fikrî seyahatini bitirmiş olarak semalara geçer; tâ âlem-i misâle, levh-i mahfuza, arşa kadar bütün varlık âlemindeki İlâhî terbiyeleri, icraatları düşünür. Böylece insanlık mahiyetini yerinde kullanmakla insanî arşa çıkmış, yani insanlığın en ileri derecelerine yükselmiş olur.

Böyle bir insandaki insanlık mahiyeti, bir cennet meyvesi verecek, aksi halde bu ulvî mahiyet, cehenneme tohum olacaktır.

‘İnsanî arş’ denilince, Allah Resulünün (asm.), “Namaz mü’minin miracıdır” hadis-i şerifini hatırlamak gerekiyor.

İnsan, namaza başlarken önce, Allah’ın sonsuz kemâlinin beşer idrakinin çok ötelerinde olduğunu, tekbir ile dile getirir.

Sonra “sübhaneke” diyerek, Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih eder. Bu tespihi hamd takip eder.

Bu tekbir, tespih ve hamd faslından sonra, besmele çeker ve Fatiha Sûresini okumaya başlar. Bu sûrenin mânâsı onu şöyle bir fikrî seyahate çıkarır:

Önce Allah’ın bütün âlemlerin Rabbi olduğunu hayretle düşünür. Bu terbiyelerin tümünün insana bir ihsan olduğunu, bu terbiyeler sonunda ortaya çıkan bitkilerin ve hayvanların insan için büyük bir rahmet olduklarını hatırlar. Rahman isminin yeryüzündeki bu tecellilerine karşı kalbi şükür ve ibadet iştiyakıyla dolar.

Sonra bu kâinatın insan meyvesi verdiğini ve insanın da ebedî âleme yolcu olduğunu düşünmekle, kalp ve ruhu Rahîm isminin tecellisine yönelir.

Besmeledeki Allah, Rahmân ve Rahîm isimlerini bu surenin başında da hatırlamış, zikretmiş olur.

Rahîm isminden sonra hemen “Malikiyevmiddin” denmesi çok harikadır; insanın ahiret yolcusu olduğunu net bir şekilde ders verir.

O yolculuğun cennetle neticelenmesi için insanın “ancak Allah’a ibadet etmesi,” O’nun bütün emir ve yasaklarına harfiyen uyması ve bu yolda karşısına çıkacak engeller için de yine “ancak O’ndan yardım dilemesi” gerektiğini hatırlar.

Böylece sırat-ı müstakim ehlinin, yani hak yolun, istikamet yolunun yolcuları olan “peygamberlerin, sıddıkların, şüheda ve salihlerin” yoluna girmek üzere Allah’tan yardım dilemiş olur.

Ve O’nun hidayeti, O’nun ihsan ve keremi ile “mağdup ve dallin” zümrelerine dahil olmaktan kurtulur.

“Besmelenin Fatiha Sûresinin özeti, Fatiha’nın da Kur’an’ın özeti olduğu” gerçeğinin birinci kısmına kısaca işaret etmiş olduk. Konumuzla ilgisi bakımından ikincisinden de bir parça söz edelim:

Kur’an’ın nazil olmasının sebepleri ve onda yer alan konular özet halinde ve çekirdek olarak Fatiha Sûresinde yer almış bulunuyor.

Şöyle ki:

Kur’an bize öncelikle Allah’ı tanıttırır. Sûrenin başında geçen İlâhî isimler bunun içindir.

Sonra ahiret âleminden haber verir. Malikiyevmiddin ayeti haşirle ilgili ayetlerin bir habercisidir.

Allah’ın kulu ve ahiretin yolcusu olan insanoğlunun muhatap olduğu birtakım emir ve yasaklar vardır. Bütün emirler “iyyake na’budü” ifadesinde, sakınılacak bütün yasaklar da “iyyake nestain”de öz olarak yer alırlar.

Kur’an, her türlü aşırılıktan uzak bir sırat-ı müstakim çizmiştir. Bu çizgiyi ders veren bütün ayetler “ihdinassıratel-müstakim”de bulunurlar.

Bu hak yolun önderleri ve rehberleri olan peygamberlerin kıssaları da Kur’an’da yer alır. “En’amte aleyhim”de bu kıssalara işaret edilir.

Bu yola uymayan “azgın” ve “sapık” insanlardan da Kur’an söz etmektedir. Bunlar, “mağdup ve dâllin” fırkalarıdır.

Kur’an’daki temel maksatlar, Fatiha Sûresinde böylece özetlenmiştir.

Her kim Besmele-i Şerife’yi okursa, O’nun için her harfine karşılık dört bin sevap yazılır, dört bin günahı silinir ve kendisi dört bin derece yükseltilir"...
Tefsir köşemizde ilk olarak her kişinin başında söylemesi gereken Besmele-i Şerif’in tefsiri ile başlıyoruz. Bi iznihi sübha nehri Teala surelerin başındaki besmelenin ayet olduğunda ittifak vardır.

Şöyle ki: Hanefilere göre “besmele” başlı başına bir ayet olup surelerin arasını ayırmak için bir kere indirilmiş ve her surenin başında tekrarlanmıştır. O surelerden bir ayet değildir. Şafilere göre ise, her surenin başındaki bes-mele, o surenin ayetidir.114 sure ile beraber 114 kere inmiştir, denilmiştir.

Nesefi tefsirinde zikrolunduğuna göre Medine, Basra ve Şam Kıraat Alimleri ve Fıkıh Alimleri Besmele’nin ne Fatiha’dan ne de diğer surelerden ayet olmadığına ittifak etmişler. Lakin Neml Suresi’nin 30.Ayet-i Celile’sin de ki Besmele müstesna.

Ancak surelerin başındaki Besmele-i Şerife’ler sureleri birbirinden ayırsın ve kendileriyle başlanılarak teberrük edilsin diye yayılmıştır. İmam-ı Azam’ın (Rahımehullah) ve O’na uyanların mezhebi budur.

Her işe Besmele ile başlamalıdır.

Hatta Cibril (Aleyhisselam) Rasulullah'a vahiy getirince ilk olarak Bismillahirrahmanirrahim derdi.(1)

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu. Her hayırlı işe Besmele ile başlanmaz ise o işten hayır gelmez.(2)

Herhangi bir yazar kalemi eline alırken Bismillah dedimi Allah'ın (Celle Celalühu) adının yardımı ile yazıyorum, sofraya oturan kişi Bismillah dedimi Allah (Celle Celalühu) isminin yardımı ile yiyorum demektir. Bunun gibi herhangi bir işin başlangıcında Besmele okunduğu zaman o işe uygun olan fiili de ifade etmiş olur.

Mevlid-i Şerif’i yazan Süleyman Çelebi başlarken Allah (Celle Celalühu) adın zikredelim evvela, vacip oldur cümle iş de her Kula, Allah (Celle Celalühu) adın her kim ol evvel ana, her işi asan ider Allah (Celle Celalühü) ona.

Kitabına hem Allah (Celle Celalühu) İsmi Şerif’i ile başlamış hem de bunun ehemmiyetini ifade etmiştir.

Her işte evvela Allah’ın (Celle Celalühu) ismi ile başlamak vacip oldu diyor. Efendi kardeşlerim bunu iyi anlamak lazım, çok iyi idrak etmek lazım. Kainatın Halikı hayat nizamı olan Hz. Kur'an-ı indirirken ilk emir olarak "Oku" buyurmuş, ilmi teşvik etmiş amma nasıl okursan oku değil. Yaratan Rabb’i nin adıyla oku! buyurmuştur. Besmele’nin olmadığı, Allah'ın (Celle Celalühu) anılmadığı bir ilimden kesinlikle fayda görmek mümkün değildir. Hadis-i Şerif’te ifade buyurulduğu üzere, o işten hayır gelmez. Besmelesiz bir eğitim sistemiyle yetişen bir talebeden ne vatana, ne millete fayda değil; zarar gelir. Bu terör, cinayetler, soygunlar, rüşvetler... Kendi askerine silah çekmeler nasıl bir eğitimin ürünüdür.

Kurban Bayramı’nda helal paran ile aldığın Kurban, Hz. Allah'ın (Celle Celalühu) emri olduğu halde Besmele çekmeden kesersen o mübarek hayvanı mundar edersin değil mi? Diğer işleride böyle düşün ve iyi anla...

Tabi ki her işde Besmele derken, hayırlı olan her işde. Yoksa haram iş yaparken Besmele çekilmez, haramdır.

Bir adam kumara Besmele ile başlarsa Besmele çekip zina etse, içki içse, sakal kesse Nauzübillah İman'ın tehlikeye sokar. Sen Mevla (Cele Celalühu) ile dalgamı geçiyorsun. Allah'ın (Celle Celalühu) adının yardımı ile bu haramı işliyorum. Demektir ki,

Rabb'im şuursuzca ve gafilce söz söylemekten ve amel etmekten cümlemizi muha- faza buyursun.

Sadece Kur'an-ı Kerim’e başlarken değil tüm hayırlı işlerin başında Besmele mutlaka zikrolunmalı.

Kelime manası: Bismillahi Allah'ın (Celle Celalühu) ismi ile (başlıyorum) demektir. İsmin Cemisi Esma’dır. Mevla’ya (Celle Celalühu) dua edin (Kendinizden uydurupta taktığınız işlerle değil).

Allah (Celle Celalühu) isminin yerini hiçbir isim tutmaz, yerine geçemez, cemilenemez. Mevla’nın(Celle Celalühu) öz Zatı Pakı Sübhaniyesine delalet eder. Cenab-ı Hakk'ın Zatı’nı, sıfatlarını, fiillerini cemi olan (içine alan, hepsini birden ifade eden) Lafza-i Celal’dir. Bütün Kemal sıfatlar O’ndadır. Hak ve Batıl mabutlara itlak edilen kullanılan ve cemirlenen “Tanrı“ kelimesi Allah (Celle Celalühu) lafzının yerini tutmaz. Bu isimde ne kadar terhim yapsanda yinede Mevla’ya (Celle Celalühu) delalet eder.

Bu isimde ne kadar terhim yapsanda yinede Mevla'ya (Celle Celalühu) delalet eder. Allah isminde Elif’i kaldırsan, “lillah” olur. Lam’ı kaldırsan “illah” olur. İkisini de kaldırsan “Lehu”. Yine Mevla’ya (Celle Celalühu) delalet eder.

Tüm canlılar yaşamak için bu isme muhtaçtır. Nasıl yani?

Nefes alıp verirken “Hu” demiyor musun? Nefes almadan kaç dakika yaşayabilirsin?

Mevla (Celle Celalühu) canlıların yaşamasını kendi isminin söylenmesine indekslemiş.Amma kafirler bilinçsiz dediği için ecirleri olmaz. Öyle Allah ki (Celle Celalühu), Er rahman olan dünyada, mü’min münafık ayırd etmeden tüm insanlara, hatta tüm canlılara hakiki ve nihayetsiz rızık verici.

Allah'a (Celle Celalühu) inanmayan, inkar eden bir dinsiz, Rahman (Celle Celalühu) sıfatının hürmetine aç kalmamakta ve Rabb’imizin nimetlerinden istifade edebilmektedirler. Lakin ahirette böyle olmayacak, Mevla(Celle Celalühu) Rahim sıfatı ile muamele yapacaktır.Yine öyle Allah ki (Celle Celalühu) Er-rahim: Ahirette yalnız ve yalnızca mü’minlere hakiki ve nihayetsiz rızık verici olan Hz. Allah (Celle Celalühu).

Rabb’im cümlemizi ahiretin ebedi nimetlerinden istifade edenlerden eylesin. Amin.

Besmele-i Şerif hakkında birçok Hadis-i Şerif’ler varid olmuştur. Biz bazısını burada zikredelim. İbn-i Abbas (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilmiştir.

"O (Besmele) Allah (Celle Celalühu)'ın isimlerinden bir isimdir. O'nunla Allah'ın (Celle Celalühu) en büyük ismi (İsmi Azam) arasında ancak, gözün siyahıyla beyazı arasındaki kadar yakınlık vardır." (3)

İbn-i Mesut (Radıyallahu Anh)'ın şöyle buyurduğu rivayet edilir.

"Her kim, Allah (Celle Celalühu) 'ın ondokuz zebanisinden kendisini kurtarmak istiyorsa, Besmele okusun ki, Allah (Celle Celalühu) onun için Besmele’nin her bir harfinden ondokuz meleğin her birine kalkan yapsın." (4)

Safvan İbn-i; Şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. Cinler insanların eşya ve elbiselerini kullanırlar. Sizden hanginiz bir elbise alır veya koyarsa Besmele çeksin zira Allah'ın (Celle Celalühu) ismi mühürdür." (5)

İbn-i Mesud (Radıyallahu Anh)'dan rivayet olundu ki, Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: (6)

Hz.Enes (Radıyallahu Anh) dan rivayete göre Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu.

"Her kim, kendisinde Besmele bulunan bir kağıdı çiğnenmesin diye, tazimen (hürmetle) yerden kaldırırsa, Allah'ın(Celle Celalühu) indinde Sıddıklar (en doğru kullar)’dan sayılır. Ve anne babası kafirde olsalar azapları hafifletilir." (7)

Zikrolunan Hadis-i Şerif’lerden de anlaşılıyor ki Besmele’nin faliyeti, esrarı, hikmeti çok büyüktür. Onu terketmek akıl karı değildir. Besmele İslam’ın bir sembolü, her iyiliğin anahtarı ve Allah’ın kullarına bir ihsanıdır.

" Her işe başlamalı BİSMİLLAH ile,

Asla zor gelmesin İSMULLAH dile,

Allahın (Celle Celalühu) elçisi RUHULLAH bile,

Vahiy öncesinde derdi BİSMİLLAH."

Alıntı
Hz. Mevlana derki:

Beden yumurtası içinde harika bir kuşsun sen,
Yumurtanın içinde kaldığın sürece uçamazsın.
Eğer beden kabuğunu kırarsan kanatlarını çırpacak ve ruhu kazanacaksın.

Mesnevi'den


Kullanıcı avatarı
HİPerSPAce
Mesajlar: 61
Kayıt: 04 Ağu 2009, 12:28
Konum: Samanyolu Galaxisi>Güneş Sistemi>Dünya>Türkiye>...
Teşekkür etti: 0
Teşekkür edildi: 0

Re: SIRLARIN BİRİNCİSİ - Bismillahirrahmânirrahîm

Okunmamış mesaj gönderen HİPerSPAce » 14 May 2010, 11:36

Her şey çok yakınımızda ama değerlendirmesini bilirsek.
HiPerSPAce

Cevapla

“Tasavvufi-Dini Yol ve Yöntemler” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Google Adsense [Bot] ve 4 misafir